Gün, 08 Eylül 2008.. Tık tık tık..(daktilo sesi..) :)
Zavallı kurbanımız Mustafa o güne uyandığında bugünü diğer günler gibi sıradan bir gün sanmaktadır. (tık tık tık tık..) O yüzden her sabah ki gibi tembel hareketler ile uyanır ve işe gitmek için hazırlanır. Ama bugün diğer günlerden farklıdır. (tık tık tık tık..) Bugün başına neler geleceğini bilmeyen Mustafa diğer günlerde olduğu gibi ucu ucuna işe yetişecek şekilde evden çıkar.. (tık tık tık..) Durağa ilerler.. Yakalaması gereken otobüsü tembellik yüzünden 20 dakika önce kaçıran Mustafa durağa geldiğinde hala ne olduğunu anlamaz.. Ve ilk gelen otobüse durağa geldikten yaklaşık 7 dakika sonra biner. İşte ne olduysa orada başlar.. Otobüs şoförü akbil basmaya çalışan Mustafa'ya saat 10'a kadar ücretsiz der.. Mustafa, "iyi siz bilirsiniz" diye içinden geçirip arka sıralarda bir koltuğa oturur. Sonra bu ücretsizliğin nedenini düşünür... ve bulur... ama anladı ki işe geç kalacak boşa geçmesin diye diğer otobüslerde vb. yaklaşık 1 saat 40 dakika daha işe giderken düşünür!
Bu saçma yazının teması, :) Mustafa yazın 40 dakika'da işe giderken okul açıldıktan sonra bu süre yaklaşık 2 katına çıkmıştır. İstanbul'da yaşayan her vatandaş gibi Mustafa'nın hayatından artık günde 1.5-2 saat fazladan katledilmektedir. İstanbul'daki 6.senemi doldurduğum halde hala alışmak istemediğim durum.
Siz siz olun zamanınızı katledenlere izin vermeyin.
Elinizden bir şey gelmiyorsa da bu zamanı nerede olursanız olun iyi değerlendirin.
Fikirler
zaman, trafik