Yazmak ya da yazmamak.

by Mustafa-Bodur 29. Kasım 2008 06:06

Blog yazarlarının yazılarını tarihlere göre incelerseniz, çok az blog yazarının devamlı olarak blog girdiğini görürsünüz. Bu zaman boşluklarının, yaratıcılıktan tutun aşırı meşguliyete kadar birçok farklı nedeni ve bahanesi vardır. Bir blog yazarın uzun zamandır weblog girmemesi demek onun hayatında yazacak değişiklikler olmadığı anlamına gelmez. Bu işe zaman ayıran bir gönüllü olduğunu düşünürsek, aksine blog yazmak için zaman bulamadığı ya da benim gibi bu zamanı değerlendirecek daha iyi uğraşlar bulduğu sonucuna ulaşırız. :)

Ben de bir süredir bu boşluklardan birinde sürünüp birçok bahane ile weblog girmeyi erteliyorum. Ve bu sonuncu da olmayacak biliyorum. Bu boşlukları basit bir göz kararmasından çok, zararsız bir şuur kaybı olarak görmek daha doğru olur sanırsam. Öyle ki, şuur kaybında nasıl kişiye uygulanması gereken ilkyardım metotları varsa bu boşluklarda da kendi kendimizi toparlamak ve bizi bu boşluğa iten faktörlerin etkisini azaltmak için bulup uygulamamız gereken metotlar bulunmaktadır.

Lafı çok uzatmadan :D, kendim için sonunda bir yol bulduğumu söyleyebilirim. Blog sitesini açarken amacımı sadece, uğraştığım uzmanlık alanımdaki bilgi ve tecrübelerimi yeni başlayanlarla paylaşmak olarak belirlemiştim. Yazmaya başladıktan sonra çok zaman geçmeden bunu tamamen değiştirmeye karar verdim. Şu andan itibaren blog sitemde daha fazla kişisel görüş ve fikir, daha az teknik yazı ve makale görürseniz kusura bakmayın. Artık tek bir kıstasım olacak o da weblog yazacağım konunun benim için bir önem ifade etmesi. Umarım bu girdiler sizin içinde önem ifade eden konular olur.

Yorumlar kapalı.

Yasal Uyarı

Bu web sitesinde sunulan tüm bilgi, programlar ve dokümanların kullanımı sonucu doğabilecek sorunlardan yazar sorumlu tutulamaz. Bu siteyi kullanarak bu uyarıyı okuduğunuzu ve bu şartı kabul ettiğinizi kabul etmiş bulunmaktasınız. Eğer bu şartı kabul etmiyorsanız siteyi kullanmayınız. Uygunsuz ve reklam içerikli yorumlar silinecektir.

 

Copyright 2008-2012 © Mustafa Bodur